bloğu olan başka bir arkadaşım arada sırada "ilgilen şu bloğunla!" diye azarlar. ben de her defasında derim ki "e her mevsim yazıyorum işte, o yeter."
sonbahar mevsimini atlamışım. ama bi kıyak yaptım sana sayın okuyucu, yenilendim.
yazdan beri pek çok şey yaşadım, gördüm, duydum, hissettim. hissizleşmeye de başladım. ama sanırım en çok şaşırdım ve üzüldüm. en yakın zamanda (mesela gelecek mevsime) bomba bir yazıyla geri döneceğim.
ama yazdan bu yana birkaç kitap okumayı başarabildim.
işte kalemime takılan birkaç satır:
"Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."
"Ve herkes görünene aldanmaya hazırdı. Çünkü görünene aldanmak, hayatı dayanılır kılmanın ilk şartıydı."
"Korkuyu beklemek, korkudan beterdi."
"Zaten intiharların çoğu başkasını cezalandırmak için yapılmıyor mu?"
"İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar."
"Benim fikrimce aşk diye ayrı mücerret bir mefhum yoktu. İnsanlar arasında çeşit çeşit kendini gösteren bütün sevgiler, sempatiler bir nevi aşktı. Yalnız yerine göre isim ve şekil değiştiriyorlardı."
"Her zaman senden daha iyi vasıflara sahip biri çıkar. Ama senin gibi biri yoktur."
bu aralar şunu ve max fm'i çok dinliyorum. Marquez- Kırmızı Pazartesi okuyorum. düşünmemem gereken şeyler düşünüyorum. boyumdan büyük laflar edip düşüncesinin altında eziliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder