29 Haziran 2011 Çarşamba

en son hangi kitabı okudunuz?

"bir şehir neresinden terk edilir, bana hep sen hatırlattın.."

“Mutsuzluğuna hiç bir çare aramıyorsun.Ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan haberdar olmayan bütün gerizekalılar gibi. Ölmesine çeyrek kalmış, herkesi yaşadığına pişman etmeye çalışan, sağlıklı oldukları için suçluluk duymalarını isteyen hastalıklı, yaşlı bir kadın gibisin.”

"Belki de tek sorun şuydu: biz ne istediğimizi bilememiştik hiç bir zaman. Ve dolayısıyla her şeyi deniyorduk. Belki görünce istediğimiz, uğruna yaşadığımız şeyi hatırlarız diye."

"beni seviyor! beni sevmeye başladığından beri kendi gözümde nasıl da değer kazandım, nasıl da tapıyorum kendime beni sevdiği için!"

"İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar."

"annesi, babası, çocuğu, sevgilisi, arkadaşı, kim olursa olsun, bir insan, öbürüne ulaşmak için göze aldıklarıyla sevilir. öbürüne ulaşmak yürek ister. göze alabilmek ister. bir insandan bir başkasına geçmek: emek ister, sevgi ister, yürek ister. bunlar bile köprüleri kurmaya yetmez bazen..."








bu da benden, birkaç satır karalamalık;


kapıyı hafifçe tıklayıp içeri girdi birisi. gözümün önünü bile göremiyordum ki kim geldiğini göreyim. "bu ne hal?!" diye azarlamaya girişti, sesinden tanıdım, biricik dostumdu. içinde yaşadığım pislik yüzünden o'ndan utandım.

"çamaşır suyuyla sileceksin bütün izlerini. çamaşır suyunun keskin kokusu içini yakacak, aklında ona dair hiçbir koku kalmayacak. aklın da kalbin de bembeyaz olacak. gerçi aklın zaten berrak ya, ah bu kalp denen meret! beyazlığına is'i sinmiş. iyice sileceksin, çıkmayan lekeyi tırnaklarınla kazıyacaksın ki saf, duru olabilesin. isleri temizle ki simlere yer açılsın. hayatından en küçük bir izini bile sileceksin ki gözlerinin önündeki sis perdesi kalksın, o sis gözlerini yaşartmasın. temizlerken benliğini ondan, hırpalayacaksın kendini bu arınma için hem de hiç acımadan kendine. yoksa yakanı bu illetten kurtarmak pek de kolay değil benden söylemesi."

28 Haziran 2011 Salı

vize görüşmesi için iki gündür Ankarada'ydım azizim. gece kalacak yer aranırken niyeyse canım otel tunalı'ya gitmek istedi. dışarıdan bakıldığında basit, ucuz mu ucuz bir otele benziyor evet fakat yerinden dolayı pahalı olacağını tahmin etmiştim. ama 'otel tunalı' denilince nedense Ankara'da yazılan şiirlerin, hikayelerin, romanların o otelin odalarında yazıldığı hayalini kurdum ve ben de kendi yaydığım entellikten tatmak istedim esasında. ama görevli adam yüzüne alaycı bir ifade oturtup, gözleriyle aşağılayıcı bakışlar atıp "burası pahalı hahah" diyerek aslında kendi fiyatının ne kadar ucuz olduğunu gösterdi. (anlamsızsinirlenmeler.bu yazının amacı bu değildi ya neyse.)
o anda kurs ücretimi çıkarip deske çarpıp "bu gece oteli kapatıyorum ulan!" neden demedim ben?

'ben büyüyünce tunalı oteli alıcam.'

25 Haziran 2011 Cumartesi

these are the words that i say to your picture
these are the words that i say in a dream
these are the words that i wish i'd said to you
when you were standing here next to me.


biri bana "hadi gel istanbula, konsere gidelim." dedi.

belki istanbul'da gidemedik, ama hayal çuvalımıza bir yenisini daha ekledik.

23 Haziran 2011 Perşembe

bisiklet

Mor ve Ötesi ''Bisiklet'' from ali demirel on Vimeo.




Geçen sene mvö konserine giderken çok sevgili bir arkadaşım yanıma gelip "ee en sevdiğin şarkı ne bakalım bu albümden?" diye sordu. Benim cevabım albümün çıktığı ilk günden bu klibe kadar 'araf'tı. Hatta o "bisiklet de güzel." dediğinde ben, önyargılarla kuşanmış ben, kabul etmedim, 'bisiklet'in zavallı bir şarkı olduğunu falan düşündüm. Geçen hafta baktım millet çılgınlar gibi bu klibi paylaşıp şirin mi şirin olduğundan bahsediyorlar, önyargılarıma yenilip klibi izledim. (ki klip izlemeyi sevmem.)

Sonuç:'Bisiklet'siz geçen bir yılıma yanayım. Klibi izlerken utanmasam ağlayacaktım. Bisiklet gibi duru bir şarkıya böyle duru ve öz bir klip yakışırdı zaten.

Ve itiraf edeyim sayın okuyucu; birkaç gündür playlistimi hep 'bisiklet'le başlatıyorum. 'Araf'ın tahtı sallanıyor. Hem zaten sanırım taze anılara ihtiyaç var.

"Bas pedalı bak gökyüzüne..."

18 Haziran 2011 Cumartesi

Bayım, siz hiç 'acı'dınız mı?

“Gözlerimi masmavi denizden yüzüne çevirince gözlerinle karşılaşınca hissettiğim heyecan bir tepeden kendini buz gibi boşluğa bırakınca hissedilen heyecanla eşdeğer gibi “ dedim.

Gözlerimi kapattım. Dudaklarını saçlarımda hissettim. Kokusunu içime çektim. Oksijeni tüm vücudumda hissettim.k kalp atışlarımın deli ritmini duymasından korkuyordum. Etrafımdaki onca insana aldırmadan iyice sokuldum sıcaklığına.

İnsanı sağır edecek o gürültüde ben onun sesini gayet net duyuyordum da hiç susmasın istiyordum. Sonra yüzü asıldı. Elimi bıraktı. O ara kim hangi şarkıyı söylüyordu bilmiyorum. Yüzüne baktım, gözlerime bakmadı. Zoraki gülümsedi. Benden uzaklaştı. Bedenini sarsıp kendine getirebileceğim uzaklıktaydı aslında. “Bak ben buradayım” diye bağırabilirdim. “Düşünme artık onu, bak ben yanındayım. Her zaman öyle olacak gibi bu. Bir gün sonra da 3 yıl sonra da...”

Dediklerimi duymuş gibi yüzüme bakıp gülümsedi. Elimi yakaladı sıcaklığıyla. Mayıstı ama hava dondurucuydu. Elim elindeydi ya, ben ateştim.

Birbirimize giderek tutuluyor gibiydik. Hem şarkı da bitmişti. Gülümsedim. Onu hiç bırakmayacaktım.

13 Haziran 2011 Pazartesi

Bugün

bugün bunu dinledim.

bunu okudum:

oranda

yüzümde hüzünden gölgeler varsa,
o hüzün yüzündendir olsa olsa.

bilmiyorum, bu yaşamın çoğu yaşanmamışsa,
yaşanmadığı okunur, şimdi, daldımsa.

özledikçe yalnız durup-susup baktımsa,
sorulacakken nedeni nasıl sormadımsa.

geldiğini umudumda umutla umdumsa,
geleceğini görüyor-biliyordum, anlattımsa.

o geçip-gitti ora'sına, ben görmedim, baktıysa.
derim ki şimdi, bir daha gelse de, sorsa.

sözümle, yüzümle,gözümle dedim, duysa.
bense buramda onu bekledim oysa.

yüzümde hüzünden gölgeler kaldıysa,
içimde örülen duvardan düşmüştür, çatladıysa...


asaf


Bir de ben yine en sert kabuğumu büründüm. Tüm vuruşmalara hazırım!