28 Ağustos 2009 Cuma

çatışma

Dünya üzerindeki her insan, bir şiiri/öyküyü/şarkıyı hak eder mi?
Etmemeli...
Tek bir kelimeyi bile yerçekimine yenik düşüp kaldıramayan insanlar varken.



"Nefesin tenime değiyor, kaşınıyorum" *


~


Mayıstı.

Güneş uyuşukluğunu bırakmış, sıcaklığını üzerimizden esirgemiyordu.

Ben de sıcaktım.

O buz kesmişti. Dokundukça yüzüme, her bir hücrem yanıyordu soğuktan. Eriyordu o.


Duygu alış-verişiydi belki aramızdaki. O aşktan yoksundu, yaralanmış, kabuk bağlamıştı zamanla. Kabuğundan çıkmıyordu.

Sert kabuğuna takıldım, düştüm önce. Yaklaşmaya çalıştığım her seferde kulağıma gelen bir tıkırtıydı sadece. Kabuğundan çıkmıyordu. Atamıyordu yarasını üzerinden.

En olmadık yerlerden sızan su gibi sızdım ben de içine. Sıcaktım ilk, içini ısıttım, aşıktım.

O ise hafife alıyordu ısımı. İçini yakacak denli ısıtmıyordum çünkü onu. Umursamıyor sadece soğukluğundan kurtulmak için bir bahane gibi sokuluyordu bana.

Dondurucuydu.

Ama mayıstı.

Ciddiye almadı beni. Çünkü gidecekti, onun öncelikleri vardı ve ben sonradan kalkıp gelmiş listenin en başında görmek istiyordum kendimi. Buna izin vermiyordu. Eğer kabuğunu kırıp gelseydi bana, kısa süre sonra yine taşınmak zorunda kalacaktı başka bir kente.

İstemedi aşkı hiç.

Ama sıcaklığıma sokuluyor artık üşümek istemiyordu.

Aşk alış-verişi başladı aramızda, aşk dengelenene kadar sürecek bir alış-veriş. Pahalı bir alış-veriş.

Hem de peşin ödeme gerekiyordu bu alış-verişte. Peşin telefon mesajları, peşin buluşmalar, peşin öpüşler..

Peşinden gitmeye başlamıştım bir kere içimde bu kadar peşin olmasa bile.

Yolumuz başta uzun gibi geldi bana. Yıllara bölünmüştü yollar. Ve pek çok yıl vardı önümüzde. O birkaç adım önümdeydi sadece. Uzansam elini tutabilirdim...

Ama hayır, sakınıyordu tenini benden. Sıcaklığım onu korkutuyordu. Eriyip buharlaşıp yok olmaktan korkuyordu.

Birden durdu emin adımlarla ilerlediği o yolda. Başını bana doğru yavaşça çevirdi. Yüzü ışığımla aydınlandı. Gülümsedi yavaşça. Güneşten uzak kalmasına rağmen güneş gibiydi. Belki de ışığı sönmüş bir güneşti.

Buz tutmuş bedeninden elini zorla ayırıp yavaşça bana uzandı. Birkaç adım kalmıştı ona ulaşmama, birkaç yıl.. Elini usulca tuttum. Titredim önce, ama soğuk bana iyi gelmişti, gülümsedim. Ateşten elimle buzdan yüzüne dokundum. Buzdan yapılma bir güneşe dokunuyor gibiydim. Gözlerini kapattı, göz kapakları inceydi, kristal irislerini görebiliyordum. Yaklaştım ona. Her dokunuşumla içi ısınıyordu, biliyordum, ama canım acıyordu benim. Dudaklarına uzandım. Sıcak nefesim tenine çarptıkça ürperiyordu. Alev almış gibiydi dudaklarım onun soğukluğuyla. Gözlerimi açtım, titriyordum yine.


Hazirandı.

Güneş iyiden iyiye gökyüzünün en tepesine ulaşmıştı.

Soğuktum ben.

O sıcak.

Dokundukça yüzüne, acıyordu içim, eksiliyordum sanki.


Aramızdaki duygu alışverişi çoktan dengelenmiş, haddini aşmış, tüm ısımı ona aktarmıştım. Üşüyordum. Buz kestiğimin farkındaydı, yaklaşmak ısıtmak istiyordu beni. O güneşti..

Hazirandı.

Güneşin de yapacak pek çok işi vardı. Yürüdüğü yol uzundu. Elimden çekiştiriyordu beni. Zaman dolmak üzereydi. Eğer vaktinde ulaşamazsa gökyüzüne, hep karanlıkta kalabilirdi.

Oysa ben ona ulaşmaya çalışmaktan bitkin düşmüş yolun/yılın ortasına oturup kalmıştım.

"Vakit daralıyor." dedi. Tedirgindi, korkuyordu olacaklardan ya da olamayacaklardan. Yolun/zamanın ortasında öylece oturmakla ona aşılması güç engeller bırakıyordum.

Usulca kalktım yerimden. Eline dokundum, titremedi. Yüzüne dokundum, dudaklarına... Titremedi. Titreyen sadece göz bebekleriydi ya da titreyen bendim, yansımamı görüyordum sadece gözlerinden. Çünkü o güçlüydü, mükemmeldi; ağlamazdı.

Yüzümü yüzünden çektim.gülümsemiyordu.

"Bitti galiba." dedim.

Nefesimin tenine değen yerlerini kaşıdı kanatmak istercesine.

Böyle olmamalıydı, nefesim buluşunca onunla; ısıtmalıydı onu, ne kadar sıcak olursa olsun. Gülümsemeliydi.

Çekiştirmedi bu sefer elimi. Bıraktı beni ve hızla ilerledi yolunda. Yol/yıl ilerledikçe daha da kararıyordu gözümde ilerisi. Ve o da karanlığa karıştı.

Bana kalan sade bir yoldu/yıldı.





Titreyen göz bebeklerim değil, senin aciz bedenindir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder